ayak takımı

is. 乌合之众, 下等人: İstanbullu ayak takımı, turistleri insafsızca yolmuş. 伊斯坦布尔瘪三黑心地骗去了游客们的钱财。Dükkân karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayak takımı her gün artıyor. 店乱货次, 有钱的顾客避而远之, 那些无赖之徒倒日渐增多。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • ayak — is., ğı, anat. 1) Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü 2) Bacak 3) Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri İskemlenin bir ayağı kırık. Bu köprünün dört ayağı var. 4) Vücudun… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ayak açmak (veya vermek) — âşıklar arasındaki tartışmalarda veya sıralı söyleyişlerde, uyulması şart olan, söze başlamak amacıyla kelime, kelimeler takımı, dize, beyit ile konuyu belirtmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • EVKAŞ — Ayak takımı. Terbiyesiz, ahlaksız, adi ve alçak kimse …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • bayat — sf. 1) Taze olmayan Dükkânlar karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayak takımı her gün artıyor. H. E. Adıvar 2) mec. Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş Bayat haber. Bayat espri …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çekilmek — nsz 1) Çekme işi yapılmak Ağlar çekiliyor dalyanlarda. O. V. Kanık 2) e Kendini geriye veya bir yana çekmek 3) den Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek Hiçbir zaman mebusluktan çekilmek niyetinde değilim. T. Buğra 4)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • parya — is., top. b., Fr. paria 1) Hindistan da toplumsal sınıfların dışında kalanlar Paryalar her türlü toplumsal haklardan yoksundurlar. 2) Herkes tarafından hor görülen ve aşağılanan kimse, ayak takımı Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya / Öz… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • evbâş — (A.) [ شﺎﺑوا ] ayak takımı, külhanbeyler …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • EVŞAB — Aşağılık kimse, âdi ve rezil kişi. Ayak takımı …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • EVŞAZ — Yardımcılar, tarafdarlar. Aşağılık ve ayak takımı olan kişiler. * Vücuttaki mafsallar, oynak yerler …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • çatal — is. 1) İki veya daha çok kola ayrılan değnek 2) Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri 3) Dallı olan şeylerin her kolu 4) Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç Çatalı elinden düştü, ağzı açık… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.